DOLAR

43,1973$% 0.05

EURO

50,4305% 0.2

STERLİN

58,2025£% 0.28

GRAM ALTIN

6.401,77%-0,44

ONS

4.614,16%-0,39

BİST100

12.378,18%0,07

Sabah Vakti a 02:00
İstanbul PARÇALI BULUTLU 10°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Gazi Aydemir

Gazi Aydemir

15 Ocak 2026 Perşembe

DİĞER YAZARLARIMIZ

Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne sütü bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır”

Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne sütü bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı çatısı altında hizmet veren Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, ‘Bebek Dostu Hastane’ vizyonuyla sağlıklı nesillerin yetişmesine öncülük ediyor. Annelere, 32’nci gebelik haftasından itibaren bilimsel ve profesyonel destek sunan merkez; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğündeki Bebek Dostu Hastane Komitesi tarafından, en güncel bilimsel protokollerle yönetiliyor.

Bebek sağlığının en temel yapı taşı olan anne sütünü çalışmalarının merkezine alan poliklinik, gebelikten doğum sonrasına uzanan süreçte anneler için önemli bir güven kaynağı oluşturuyor. Merkez aynı zamanda, anne sütünün korunması ve emzirme bilincinin toplumda yaygınlaştırılmasını hedefliyor.

      “Annelere 32’nci haftadan itibaren uygulamalı destek veriyoruz”

         Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin uzun yıllardır taşıdığı “Bebek Dostu Hastane” unvanıyla kalite standartlarını en üst seviyede tuttuğunu belirten Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Emzirme başarısının doğru bilgilenme ile başladığı ilkesinden yola çıkan merkezimiz, 32’nci hafta ve üzerindeki tüm gebe kadınlara yönelik kapsamlı eğitimler düzenliyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitimlerde; doğru emzirme teknikleri, bebeklerin açlık sinyallerini anlama ve meme sağlığı gibi kritik konular detaylandırılıyor. Böylece anne adayları, doğum sonrasına hem psikolojik hem de teknik açıdan hazır bir şekilde giriyor. Ege Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Servisi’nde doğum yapan anneler, henüz taburcu olmadan emzirme danışmanlarımız tarafından ziyaret edilerek uygulamalı destek alıyor. Ayrıca süreç içerisinde çeşitli nedenlerle emzirmeye ara vermiş veya süt miktarı azalmış anneler için ‘relaktasyon’ yani sütün yeniden gelmesini sağlama yöntemleri uygulanıyor. Bilimsel metotlarla desteklenen anneler, yeniden emzirme motivasyonu kazanarak bebeklerinin bağışıklığını güçlendirme fırsatı buluyor” dedi. Prof. Dr. Feyza Umay Koç “Bebek Dostu Hastane” olmak için ekip çalışmasının çok önemli olduğunu ve bu konuda hastane yönetiminin, Yenidoğan Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Özge Altun ve Doç. Dr. Demet Terek’in, tüm bebek dostu hastane komisyonu üyelerinin koşulsuz destek verdiklerini belirtti.

“ Bebekler ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmelidir”

Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne sütü, bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır. Her bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamak ve bu süreci 2 yaş ve ötesine taşımak, bebeğin gelişimi açısından hayati önem taşır. Üniversitemizin akademik birikimiyle sahaya inen polikliniğimiz, İzmir ve çevresindeki tüm anneler için bir rehber niteliğindedir ” diye konuştu.

Ege Üniversitesi ‘Bebek Dostu Hastanesi’ bünyesindeki Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğünde, Doç. Dr. Merve Tosyalı ile birlikte; emzirme politikalarını ve anne sütü destek çalışmalarını güncel bilimsel protokollerle destekleyerek yürütüyor. Polikliniğin deneyimli emzirme danışmanları Zeliha Ünal Demirtürk, Lütfiye Gökdağ Taşçı ve Tuğba Hendem; Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, Kadın-Doğum Polikliniği ve Kadın-Doğum Servisi olmak üzere üç ayrı noktada kesintisiz hizmet sunuyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Nilüfer Belediyesi’nden ruh sağlığı farkındalığı

Nilüfer Belediyesi’nden ruh sağlığı farkındalığı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na konuk olan psikiyatrist Uzman Dr. Ömer Öz, toplumda sıkça yanlış yorumlanan depresyon, panik atak ve kaygı durumlarına açıklık getirdi. Öz, psikiyatrik desteğin ve tedavinin temel amacının, kişinin korkuları nedeniyle kaybettiği “ruhsal bağımsızlığını” geri kazandırmak olduğunu vurguladı.

Nilüfer Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve halkı bilinçlendirmek amacıyla düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”nın konuğu psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz oldu. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte Öz; depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları ve takıntılar hakkında doğru bilinen yanlışları katılımcılarla paylaştı.

“HER ENDİŞE PANİK ATAK DEĞİLDİR”

Konuşmasına “panik atak” kavramının günümüzde içinin boşaltıldığını belirterek başlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, endişeli veya tez canlı olmanın hemen bir hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğine dikkat çekti. Öz, “Günümüzde biraz evhamlı, ‘aman başımıza bir şey gelir mi’ diye düşünen herkes kendisine panik atak etiketi yapıştırıyor. Oysa kaygı ve üzüntü, tıpkı mutluluk gibi son derece insani ve gerekli duygulardır. Değer verdiği şeyleri olan her insan, onları kaybetme korkusuyla endişe yaşar. Bu, tek başına bir hastalık göstergesi değildir” dedi.

“HEDEFİMİZ KİŞİNİN BAĞIMSIZLIĞINI GERİ KAZANMASI”

Psikiyatrik desteğe ne zaman ihtiyaç duyulacağı konusuna da açıklık getiren Uzm. Dr. Öz, kilit noktanın “bağımsızlık” olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Bir kişi kaygıları yüzünden yemek yiyemiyor, dışarı çıkamıyor veya evde yalnız kalamıyorsa, o kişi bağımsızlığını kaybetmiş demektir. Bizim bilimsel olarak yapmaya çalıştığımız şey, kişinin bu korkular nedeniyle kısıtlanan özgürlüğünü ona geri vermektir. Yoksa amacımız insanı hiç üzülmeyen, hiç kaygılanmayan robotik bir canlıya dönüştürmek değil.”

Ruh sağlığı sorunlarını tanımlarken kullanılan dilin önemine değinen Öz, “bozukluk” kavramına mesafeli yaklaştığını belirtti. “Bende bozukluk var” düşüncesinin kişiyi aciz hissettirdiğini ifade eden Öz, “Cerrah değiliz, elimizde neşterle bir şeyi kesip atamayız. İyileşme, kişinin düşünce yapısını ve olayları yorumlama biçimini değiştirmesiyle başlar. ‘Korkma, takma, geçer’ gibi cümlelerin tedavide yeri yoktur. Kişi o an gerçekten öleceğini ya da bayılacağını düşünüyorsa ona sadece ‘korkma’ demek anlamsızdır. Önemli olan düşünce ile gerçeği ayırt etmesini sağlamaktır” diye konuştu.

Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, psikiyatrik ilaçlarla ilgili toplumdaki “uyuşturur, bağımlılık yapar, kilo aldırır” gibi önyargılara da değindi. Bilimin ve farmakolojinin çok geliştiğini belirten Öz, “Tedavide hedefimiz kişiyi uyuşturmak değil, işlevselliğini artırmaktır. Ancak ilaç tek başına sihirli bir değnek değildir. Yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, düşünce biçimlerini düzenlemek ve gerekirse terapi ile süreci desteklemek gerekir” ifadelerini kullandı.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Bilinçsiz Yapılan Egzersizler Bel Fıtığı ve Menisküs Nedeni

Bilinçsiz Yapılan Egzersizler Bel Fıtığı ve Menisküs Nedeni
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Spor ve egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan egzersizler sakatlanmaya yol açabildiği gibi, çeşitli hastalıklara da kapı aralıyor. Özellikle doktora danışmadan, alanında uzman olmayan kişilerin sosyal medyaya paylaştıkları egzersiz videolarında yer alan hareketleri bilinçsizce yapmak bel fıtığı, omuz eklem hasarları ve menisküs gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. İnci Şenses, kişiye özel planlanmayan egzersizlerin oluşturduğu riskler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Yanlış plank ve squat hareketleri sakatlanma nedeni

Fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerine başvuran hastalarda egzersize bağlı yaralanmalar belirli hareketlerde yoğunlaşmaktadır. Yanlış teknikle yapılan plank egzersizleri bel fıtığını tetiklemektedir. Uygun olmayan direnç lastikleriyle yapılan egzersizler omuz ekleminde hasara neden olabilir. Kontrolsüz ve yanlış formda uygulanan squat hareketleri ise diz ekleminde menisküs ve bağ yaralanmalarına yol açabilir.

Sosyal medya paylaşımlarındaki egzersizlere dikkat!

Dijital platformlarda paylaşılan egzersiz videoları, bireyin mevcut sağlık durumu değerlendirilmeden uygulandığında sakatlanma riskini artırmaktadır. Bu içeriklerin büyük bölümü; yaş, fiziksel kapasite, omurga sağlığı, eklem yapısı, kilo ve geçirilmiş hastalıkları dikkate almadan hazırlandığı için her birey için güvenli değildir

Yanlış egzersize yol açan temel hatalar

Egzersiz kaynaklı sakatlıkların temelinde üç ana hata öne çıkmaktadır:

  • Ağrının kas, fıtık ya da kemik kaynaklı olup olmadığı belirlenmeden yapılan egzersizler. 
  • “Herkese aynı egzersiz” anlayışıyla kişiye özel planlama yapılmaması.
  • Yanlış hız, uygunsuz yük ve hatalı tekrar sayılarıyla yapılan uygulamalar.

Egzersiz öncesi klinik değerlendirme önemli

Egzersizin koruyucu ve tedavi edici etkilerinden güvenli şekilde yararlanabilmek için uygulama öncesinde klinik değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Bireyin egzersize başlamadan önce mevcut şikâyetlerinin kaynağının netleştirilmesi gerekir. Ağrının kas-iskelet sistemi, disk patolojisi ya da eklem yapılarıyla ilişkili olup olmadığı doğru egzersiz planlamasını belirlemektedir.

Planlanan programın bireyin yaşı, fiziksel kapasitesi, eşlik eden kronik hastalıkları ve geçmiş travmalarıyla uyumlu olması gerekir. Standart egzersiz protokollerinin bireysel farklılıklar dikkate alınmadan uygulanması sakatlanma riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır.

Egzersizin süresi, sıklığı, yoğunluğu ve hızı klinik açıdan temel parametreler arasında yer alır. Yanlış yükleme, kontrolsüz tempo ve uygunsuz tekrar sayıları kas, tendon ve eklem dokularında aşırı zorlanmaya bağlı hasarlara yol açabilir. Egzersiz sırasında ortaya çıkan ağrının fizyolojik bir adaptasyon mu yoksa patolojik bir sürecin göstergesi mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir.

Uygun tedavi planlaması şart!

Kas-iskelet sistemi ağrılarında sosyal medyada görülen veya kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesi ciddi riskler barındırmaktadır. Ağrı, hareket kısıtlılığı ya da performans kaybı yaşayan bireylerin sosyal medya içerikleriyle değil, mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilerek tedavi sürecine başlaması gerekir.

Egzersizin sağlık için etkili ve güvenli bir araç olabilmesi; doğru tanı, kişiye özel planlama ve uzman kontrolü ile mümkün olabilmektedir.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

Rahim ağzı (serviks) kanserinden ölüm oranı

Rahim ağzı (serviks) kanserinden ölüm oranı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olan rahim ağzı (serviks) kanserini önlemek mümkün.  Acıbadem Fulya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Meme kanserinden sonra en sık karşılaşılan rahim ağzı kanseri dünyada her yıl 500 binden fazla kadını tehdit ediyor ve yaklaşık yarısı hayatını kaybediyor. Oysa rahim ağzı kanserini önlemek mümkündür. Ülkemizde de KETEM’de (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) ‘Ulusal Serviks Kanseri Trama Programı’ kapsamında 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV taraması yapılmaktadır” diyor. Rahim ağzı kanserinden ölüm oranının gelişmiş ülkelerde yüzde 50-70 azaldığını vurgulayan Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, bu kanser türünden korunmanın basit ama etkili yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Son yıllarda dünya genelinde görülme sıklığı artan rahim ağzı kanseri, ileri evreye kadar hiçbir belirti vermeden, sinsice gelişebiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Rahim ağzı kanserinin gelişmesi uzun yıllar içinde olmaktadır. Bu sürede rahim ağzındaki hücreler birtakım faktörlerle karşılaşarak (yüksek riskli HPV enfeksiyonu gibi) değişime uğramakta ve hücrelerde anormallikler saptanmaktadır. Düzenli yapılacak jinekolojik muayene ve smear testi ile rahim ağzındaki bu hücresel değişiklikler erken evrede saptanmaktadır. Böylece daha henüz kanser gelişmeden lezyonlar saptanarak kolayca ve hastaya zarar vermeden tedavide tam başarı sağlanabilmektedir” diyor. 

Pap smear testi ve HPV testi sayesinde, rahim ağzındaki yüksek riskli HPV türlerinin tespit edilebildiğini, buna karşın her anormal hücrenin ya da her HPV pozitif testin kanser anlamına gelmediğini ekleyen Prof. Dr. Görgen sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu anormal hücrelerin ileride kansere dönüşebilme ihtimaline karşı hastanın takibi gerekir. Ayrıca rahim ağzı kanserine karşı koruyucu olarak HPV aşısının yapılması da kanser riskini azaltmaktadır. Pap smear testi ve HPV aşısı ile rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90’ı erken dönemlerinde, hatta henüz hücre değişimlerinin olduğu süreçte yakalanabilmekte ve böylece tam başarı sağlanabilmektedir.”

Gelişmiş ülkelerde serviks kanserinden ölüm oranı yüzde 50-70 azaldı!

2030 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) rahim ağzı kanserinin ortadan kaldırılabilmesi için, tüm ülkelerde 100 bin kadında 4’ün altına düşürmeyi hedefliyor. Bu kapsamda; kız çocuklarının yüzde 90’ının, 15 yaşına kadar HPV aşısını tam olarak yaptırması, kadınların yüzde 70’inin rahim ağzı tarama testlerinin (smear ve HPV testi) yapılması ve prekanseröz lezyonu olan kadınların yüzde 90’ının tedavi edilmesi planlanıyor. Gelişmiş ülkelerde cinsel aktif kadınların yılda bir kez smear testi yaptırması zorunlu hale getirildikten sonra serviks kanserlerinden ölüm oranının yüzde 50-70 azaldığını vurgulayan Prof. Dr. Görgen şöyle konuşuyor: “Cinsel aktif kadınların smear ve HPV testi yaptırmaları serviks kanserinin erken tanısı açısından hayati önem taşımaktadır. Rahim ağzı (serviks) kanserinde tedavinin başarısı, tespit edildiği evreye göre değişir. Son yıllarda teknolojideki ve tıptaki gelişmeler sayesinde erken tanının artması ile daha minimal tedaviler uygulanmaya başlamıştır. Böylece genç ve çocuk isteyen hastalarda rahim korunarak çocuk sahibi olabilme imkanı sağlanabilmektedir.”

Aşı ile önlenebilen kanser türü!

Genellikle aşırı vajinal kanama ile kendini gösteren bu kansere, cinsel yolla bulaşan Human Papiloma Virüs’ün (HPV) neden olduğunu belirten Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen “Virüsün bulaşmasındaki temel yol cinsel ilişki olduğundan tek eşlilik korunmada çok önemli bir rol oynar. Virüsün bulaşmasını HPV aşısı sayesinde yüzde 90 oranında önlemek mümkündür. Pap smear ve HPV taramalarıyla da ikincil korunma sağlanmaktadır. Rahim ağzı kanserinden korunmak için HPV aşısı 9-15 yaşlarında iki doz, 15 yaşından itibaren üç doz uygulanmaktadır” diyor. 

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku

“16 Ocak, Cumhuriyet’imizin ilanına giden yoldaki en önemli yapı taşıdır”

“16 Ocak, Cumhuriyet’imizin ilanına giden yoldaki en önemli yapı taşıdır”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 16 Ocak Basın Onur Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, 16 Ocak’ın şehrimiz ve Cumhuriyet’in ilanına giden yolun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu açıkladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk ve tek basın toplantısını Kocaeli’de düzenlediğini ve burada Cumhuriyeti ilanının ilk ipuçlarını verdiğini hatırlatarak şunları söyledi: “16 Ocak 1923 gecesi İzmit’teki Kasr-ı Hümayun’da, bir milletin istikametini belirleyecek fikirler dile gelmiş, Cumhuriyet’in fikri temelleri basının huzurunda atılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ilk ve son kez basın mensuplarıyla bir araya gelerek yeni yönetim biçiminin Cumhuriyet olacağını açıkça ifade ettiği bu toplantı şehrimiz ve Türk Basını adına onur kaynağı, Cumhuriyetimizin ilanı yolundaki en önemli yapı taşlarından biridir.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu basını, imkânsızlıklar içinde hakikatin izini sürmüş; işgal altındaki bir coğrafyada milletin sesi, direnişin kalemi olmuştur. Bugün de aynı sorumluluk bilinci ile varlığını sürdürmektedir. Dijitalleşmenin hız kazandığı, bilgi kirliliğinin arttığı çağımızda basının görevi daha da ağırlaşmış; doğruyu savunmak, hakikati korumak her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır.

Kocaeli basını, bu köklü mirası taşıyan güçlü bir geleneğe sahiptir. Şehrimizin sosyal, kültürel ve demokratik hayatına katkı sunan basın mensuplarımız; kamuoyunu doğru bilgilendirme, toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etme noktasında örnek bir duruş sergilemektedir.

Basın Onur Günü, hakikatin yanında durmanın, mesleki ahlakın ve kamu yararını öncelemenin kıymetini yeniden hatırlama günüdür. Bu anlamlı gün vesilesiyle, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerimiz olmak üzere, 16 Ocak 1923 gecesi kalemleriyle tarihe not düşen basın emekçilerini rahmet ve minnetle anıyor; bugün de mesleğini büyük bir özveriyle icra eden tüm basın mensuplarımıza teşekkür ediyorum. Basın Onur Günümüz kutlu olsun.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku
Haber Gönder