43,1991$% 0.04
50,4265€% 0.23
58,1891£% 0.26
6.405,75%-0,38
4.613,26%-0,41
12.394,56%0,20
02:00
18 Nisan 2025 Cuma
Aras Kargo Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı için yeni sezonda önemli bir adım atarak Viyana merkezli sigorta şirketi Viennalife Emeklilik ve Hayat ile sponsorluk anlaşması imzaladı. Bu iş birliği kapsamında Viennalife, Aras Kargo Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı’na 2025- 2026 sezonu boyunca destek verecek. Anlaşma, genç kadın sporcuların gelişimini desteklemenin yanı sıra, kadın voleybolunun Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunmayı amaçlıyor.
‘Bu güç birliği, spora ve geleceğe yapılan bir yatırım’
Aras Kargo Spor Kulübü Başkanı Utku Ayyarkın, kuruluşlarından bu yana attıkları her adımda sporun birleştirici gücünü merkeze aldıklarını söyledi. Ayyarkın, “Sporun toplumları dönüştüren etkisini, genç sporcular üzerinde yarattığı ilhamı ve kadın voleybolunun Türkiye’ deki yükselişini büyük bir gururla takip ediyoruz. Türkiye’ de emeklilik ve hayat sigortası alanının öncü şirketlerinden Viennalife’ın desteği, bizim için sponsorluk olmanın ötesinde; aynı zamanda ortak bir vizyonu temsil ediyor.” dedi. Bugün Türk voleybolunun, dünya sahnesinde elde ettiği başarılarla milyonlarca insana umut veren, ilham veren bir güç haline geldiğini de vurgulayan Ayyarkın, “Biz de bu güçten aldığımız motivasyonla, genç kadın sporculara daha fazla imkan sunmayı hedefliyoruz. Viennalife ile kurduğumuz bu iş birliğini, spora, gençliğe ve geleceğe yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. İnanıyorum ki bu ortaklık, hem kulübümüzün gelişimine hem de Türk voleybolunun daha da ileri taşınmasına değerli katkılar sağlayacak. Birlikte, çok daha büyük başarı hikayelerini hayata geçireceğiz” diye konuştu.
‘Spor, toplumları birleştiren evrensel bir değer’
Aras Kargo Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Barbara Hagen ise, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Aras Kargo Spor Kulübü olarak sporun toplumsal gücüne inanıyoruz. Spor toplumsal dayanışmayı güçlendiren, gençlere özgüven kazandıran, kadınların görünürlüğünü artıran güçlü bir alan. Voleybolun Türkiye’de son yıllarda ulaştığı seviyeyi büyük bir heyecan ve gururla takip ediyoruz. Viennalife ile yaptığımız bu iş birliği, değerlerimizin ve vizyonumuzun örtüştüğü bir birliktelik. Tıpkı Türk voleybolunun nezaketi, kalitesi ve başarılarıyla ilham veren yapısı gibi, biz de sporun insanları bir araya getiren evrensel gücüne inanıyoruz.” Bu desteğin, genç kadın sporculara daha iyi bir gelecek sunmak, onlara yol açmak ve Türkiye’de kadın sporunun bilinirliğini artırmak adına çok değerli olduğunu vurgulayan Hagen, “Bu ortaklığın, sahadaki başarılar kadar spor kültürünü, toplumsal etkiyi ve genç nesillerin yaşamına dokunan projeleri güçlendireceğine inanıyoruz. Viennalife’ın desteğini yanımızda hissetmek bize büyük motivasyon veriyor; birlikte daha büyük hedeflere yürüyeceğiz” diye konuştu.
‘Bu sponsorluk, insan odaklı değerlerimizin ve sporun birleştirici gücüne olan inancımızın güçlü bir yansımasıdır’
Viennalife CEO’su Uğur Tozşekerli, Aras Kargo Spor Kulübü Kadın Voleybol Takımı ile gerçekleştirilen iş birliğini şu sözlerle değerlendirdi: “Sigortacılık anlayışımızın merkezinde, insan hayatına değer katmak ve topluma uzun vadeli fayda sağlamak yer alıyor. Spora verilen desteğin de aynı şekilde toplumda pozitif bir etki yarattığına inanıyoruz. Aras Kargo Spor Kulübü ile kurduğumuz bu birliktelik, dayanışmaya, güvene ve sürdürülebilir başarıya duyduğumuz inancın doğal bir yansımasıdır.”
Tozşekerli, Türk voleybolunun son yıllardaki güçlü yükselişine dikkat çekerek şöyle ifade etti: “Türk kadın voleybolu bugün ulusal ve uluslararası arenada büyük bir ivme yakaladı. Bu yükselişin ardında, oyuncuların azmi, disiplini ve bitmeyen mücadele ruhu var. Kadın sporcularımızın başarısı, yalnızca sahaya değil; toplumun her kesimine ilham veren güçlü bir hikâye oluşturuyor. Biz de bu başarı yolculuğuna eşlik etmekten büyük bir gurur duyuyoruz.”
Sporun toplumda yarattığı olumlu etkiye vurgu yapan Tozşekerli, değerlendirmesine şu sözlerle devam etti: “Türk voleybolunun yükselişi, yüksek motivasyon ve sahadaki güçlü takım ruhunun bir sonucu. Aras Kargo Spor Kulübü’nün bu yolculuğuna destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Sporun, gençler başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerine ilham veren bir alan olduğuna inanıyoruz.”
Viennalife’ın spora ve spor kültürünün gelişimine verdiği öneme değinen Tozşekerli, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Bu iş birliğinin, voleybolun daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayacağına ve spor kültürünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Aras Kargo Spor Kulübü ile birlikte daha büyük hedeflere yürümekten heyecan duyuyoruz. Tüm takıma başarılar diliyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Barınma ihtiyacının küresel bir soruna dönüştüğü günümüzde, gençler yükselen kira ve konut fiyatları karşısında ev sahibi olma planlarını ertelemek yerine yöntem değiştirdi. Kiracı kalmak istemeyen ancak yüksek maliyetleri nedeniyle geleneksel finansman modellerini de tercih etmeyen Y ve Z kuşağı, ev sahibi olmak için tasarruf finansman modeline yöneldi.
Gençlerin İlgisi İkiye Katlandı
Tasarruf finansman sektörünün 33 yıllık köklü markası Fuzul’ün açıkladığı veriler, gençlerin modele ilgisindeki artışı ortaya koyuyor. 2024’te Fuzul ile sözleşme imzalayan 18–35 yaş aralığındaki katılımcı sayısı 46 binken, 2025’te bu sayı yüzde 178 gibi büyük bir artışla 128 bin seviyesine yükseldi. Böylece gençlerin toplam müşteri portföyündeki payı yüzde 50’ye çıktı ve Fuzul’ün her iki müşterisinden birini 35 yaş altı tasarruf sahipleri oluşturmaya başladı. Bu artış, tasarruf finansmanının artık sadece orta yaş grubuna değil, finansal geleceğini planlamak isteyen gençlere de hitap eden bir model hâline geldiğini gösteriyor.
Gençler Ek Maliyet ve Uzun Borç Sevmiyor
En çarpıcı değişim gençlerin vade tercihlerinde yaşanıyor. Gençler, uzun vadeli borçlanma yerine daha kısa sürede sonuç veren planları tercih ediyor. 2024 yılında 18-35 yaş grubunun ortalama vade tercihi 31 ay seviyesindeyken, 2025 yılında bu süre 15 aya kadar geriledi. Genç katılımcılar, ek maliyet ödemeden ve bütçelerine uygun taksitlerle hedeflerine hızla ulaşmak için kararlı ve sonuç odaklı bir tasarruf yaklaşımı gösteriyor.
“Z Kuşağı Finansal Farkındalığı En Yüksek Nesil”
Gençlerin tasarruf finansmanına gösterdiği ilgiyi değerlendiren Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal şunları söyledi:
“Genellikle tüketim odaklı olduğu düşünülen genç kuşak, aslında finansal farkındalığı en yüksek ve en rasyonel kararları alan nesil olarak karşımıza çıkıyor. Gençler, bir eve veya arabaya sahip olmak için yıllarca yüksek faiz yükü altına girmek istemiyor. Kiralamak yerine sahip olmayı, bunu yaparken de bütçelerini korumayı tercih ediyorlar. Katılımcılarımızın yarısını oluşturan bu kitle, vade sürelerini düşürerek hedeflerine en kısa sürede ve en düşük maliyetle ulaşmak istediklerini gösteriyor. Biz de dijitalleşen altyapımız ve esnek modellerimizle gençlerin bu dinamik beklentilerine yanıt veriyor; onların ev sahibi olma hedeflerini ulaşılabilir planlara dönüştürüyoruz.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Hastanesi Sosyal Pediatri Bilim Dalı çatısı altında hizmet veren Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, ‘Bebek Dostu Hastane’ vizyonuyla sağlıklı nesillerin yetişmesine öncülük ediyor. Annelere, 32’nci gebelik haftasından itibaren bilimsel ve profesyonel destek sunan merkez; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğündeki Bebek Dostu Hastane Komitesi tarafından, en güncel bilimsel protokollerle yönetiliyor.
Bebek sağlığının en temel yapı taşı olan anne sütünü çalışmalarının merkezine alan poliklinik, gebelikten doğum sonrasına uzanan süreçte anneler için önemli bir güven kaynağı oluşturuyor. Merkez aynı zamanda, anne sütünün korunması ve emzirme bilincinin toplumda yaygınlaştırılmasını hedefliyor.
“Annelere 32’nci haftadan itibaren uygulamalı destek veriyoruz”
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin uzun yıllardır taşıdığı “Bebek Dostu Hastane” unvanıyla kalite standartlarını en üst seviyede tuttuğunu belirten Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Emzirme başarısının doğru bilgilenme ile başladığı ilkesinden yola çıkan merkezimiz, 32’nci hafta ve üzerindeki tüm gebe kadınlara yönelik kapsamlı eğitimler düzenliyor. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitimlerde; doğru emzirme teknikleri, bebeklerin açlık sinyallerini anlama ve meme sağlığı gibi kritik konular detaylandırılıyor. Böylece anne adayları, doğum sonrasına hem psikolojik hem de teknik açıdan hazır bir şekilde giriyor. Ege Üniversitesi Hastanesi Kadın Doğum Servisi’nde doğum yapan anneler, henüz taburcu olmadan emzirme danışmanlarımız tarafından ziyaret edilerek uygulamalı destek alıyor. Ayrıca süreç içerisinde çeşitli nedenlerle emzirmeye ara vermiş veya süt miktarı azalmış anneler için ‘relaktasyon’ yani sütün yeniden gelmesini sağlama yöntemleri uygulanıyor. Bilimsel metotlarla desteklenen anneler, yeniden emzirme motivasyonu kazanarak bebeklerinin bağışıklığını güçlendirme fırsatı buluyor” dedi. Prof. Dr. Feyza Umay Koç “Bebek Dostu Hastane” olmak için ekip çalışmasının çok önemli olduğunu ve bu konuda hastane yönetiminin, Yenidoğan Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Özge Altun ve Doç. Dr. Demet Terek’in, tüm bebek dostu hastane komisyonu üyelerinin koşulsuz destek verdiklerini belirtti.
“ Bebekler ilk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenmelidir”
Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Feyza Umay Koç, “Anne sütü, bebeğin en güçlü bağışıklık kalkanıdır. Her bebeğin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini sağlamak ve bu süreci 2 yaş ve ötesine taşımak, bebeğin gelişimi açısından hayati önem taşır. Üniversitemizin akademik birikimiyle sahaya inen polikliniğimiz, İzmir ve çevresindeki tüm anneler için bir rehber niteliğindedir ” diye konuştu.
Ege Üniversitesi ‘Bebek Dostu Hastanesi’ bünyesindeki Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği; Sosyal Pediatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Feyza Umay Koç öncülüğünde, Doç. Dr. Merve Tosyalı ile birlikte; emzirme politikalarını ve anne sütü destek çalışmalarını güncel bilimsel protokollerle destekleyerek yürütüyor. Polikliniğin deneyimli emzirme danışmanları Zeliha Ünal Demirtürk, Lütfiye Gökdağ Taşçı ve Tuğba Hendem; Emzirme ve Relaktasyon Polikliniği, Kadın-Doğum Polikliniği ve Kadın-Doğum Servisi olmak üzere üç ayrı noktada kesintisiz hizmet sunuyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”na konuk olan psikiyatrist Uzman Dr. Ömer Öz, toplumda sıkça yanlış yorumlanan depresyon, panik atak ve kaygı durumlarına açıklık getirdi. Öz, psikiyatrik desteğin ve tedavinin temel amacının, kişinin korkuları nedeniyle kaybettiği “ruhsal bağımsızlığını” geri kazandırmak olduğunu vurguladı.
Nilüfer Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve halkı bilinçlendirmek amacıyla düzenlediği “Sağlık Buluşmaları”nın konuğu psikiyatrist Uzm. Dr. Ömer Öz oldu. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen etkinlikte Öz; depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları ve takıntılar hakkında doğru bilinen yanlışları katılımcılarla paylaştı.
“HER ENDİŞE PANİK ATAK DEĞİLDİR”
Konuşmasına “panik atak” kavramının günümüzde içinin boşaltıldığını belirterek başlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, endişeli veya tez canlı olmanın hemen bir hastalık olarak etiketlenmemesi gerektiğine dikkat çekti. Öz, “Günümüzde biraz evhamlı, ‘aman başımıza bir şey gelir mi’ diye düşünen herkes kendisine panik atak etiketi yapıştırıyor. Oysa kaygı ve üzüntü, tıpkı mutluluk gibi son derece insani ve gerekli duygulardır. Değer verdiği şeyleri olan her insan, onları kaybetme korkusuyla endişe yaşar. Bu, tek başına bir hastalık göstergesi değildir” dedi.
“HEDEFİMİZ KİŞİNİN BAĞIMSIZLIĞINI GERİ KAZANMASI”
Psikiyatrik desteğe ne zaman ihtiyaç duyulacağı konusuna da açıklık getiren Uzm. Dr. Öz, kilit noktanın “bağımsızlık” olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Bir kişi kaygıları yüzünden yemek yiyemiyor, dışarı çıkamıyor veya evde yalnız kalamıyorsa, o kişi bağımsızlığını kaybetmiş demektir. Bizim bilimsel olarak yapmaya çalıştığımız şey, kişinin bu korkular nedeniyle kısıtlanan özgürlüğünü ona geri vermektir. Yoksa amacımız insanı hiç üzülmeyen, hiç kaygılanmayan robotik bir canlıya dönüştürmek değil.”
Ruh sağlığı sorunlarını tanımlarken kullanılan dilin önemine değinen Öz, “bozukluk” kavramına mesafeli yaklaştığını belirtti. “Bende bozukluk var” düşüncesinin kişiyi aciz hissettirdiğini ifade eden Öz, “Cerrah değiliz, elimizde neşterle bir şeyi kesip atamayız. İyileşme, kişinin düşünce yapısını ve olayları yorumlama biçimini değiştirmesiyle başlar. ‘Korkma, takma, geçer’ gibi cümlelerin tedavide yeri yoktur. Kişi o an gerçekten öleceğini ya da bayılacağını düşünüyorsa ona sadece ‘korkma’ demek anlamsızdır. Önemli olan düşünce ile gerçeği ayırt etmesini sağlamaktır” diye konuştu.
Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Uzm. Dr. Ömer Öz, psikiyatrik ilaçlarla ilgili toplumdaki “uyuşturur, bağımlılık yapar, kilo aldırır” gibi önyargılara da değindi. Bilimin ve farmakolojinin çok geliştiğini belirten Öz, “Tedavide hedefimiz kişiyi uyuşturmak değil, işlevselliğini artırmaktır. Ancak ilaç tek başına sihirli bir değnek değildir. Yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, düşünce biçimlerini düzenlemek ve gerekirse terapi ile süreci desteklemek gerekir” ifadelerini kullandı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Spor ve egzersiz yapmak sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan egzersizler sakatlanmaya yol açabildiği gibi, çeşitli hastalıklara da kapı aralıyor. Özellikle doktora danışmadan, alanında uzman olmayan kişilerin sosyal medyaya paylaştıkları egzersiz videolarında yer alan hareketleri bilinçsizce yapmak bel fıtığı, omuz eklem hasarları ve menisküs gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Memorial Bodrum Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uz. Dr. İnci Şenses, kişiye özel planlanmayan egzersizlerin oluşturduğu riskler hakkında önemli bilgiler paylaştı.
Yanlış plank ve squat hareketleri sakatlanma nedeni
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerine başvuran hastalarda egzersize bağlı yaralanmalar belirli hareketlerde yoğunlaşmaktadır. Yanlış teknikle yapılan plank egzersizleri bel fıtığını tetiklemektedir. Uygun olmayan direnç lastikleriyle yapılan egzersizler omuz ekleminde hasara neden olabilir. Kontrolsüz ve yanlış formda uygulanan squat hareketleri ise diz ekleminde menisküs ve bağ yaralanmalarına yol açabilir.
Sosyal medya paylaşımlarındaki egzersizlere dikkat!
Dijital platformlarda paylaşılan egzersiz videoları, bireyin mevcut sağlık durumu değerlendirilmeden uygulandığında sakatlanma riskini artırmaktadır. Bu içeriklerin büyük bölümü; yaş, fiziksel kapasite, omurga sağlığı, eklem yapısı, kilo ve geçirilmiş hastalıkları dikkate almadan hazırlandığı için her birey için güvenli değildir
Yanlış egzersize yol açan temel hatalar
Egzersiz kaynaklı sakatlıkların temelinde üç ana hata öne çıkmaktadır:
Egzersiz öncesi klinik değerlendirme önemli
Egzersizin koruyucu ve tedavi edici etkilerinden güvenli şekilde yararlanabilmek için uygulama öncesinde klinik değerlendirme büyük önem taşımaktadır. Bireyin egzersize başlamadan önce mevcut şikâyetlerinin kaynağının netleştirilmesi gerekir. Ağrının kas-iskelet sistemi, disk patolojisi ya da eklem yapılarıyla ilişkili olup olmadığı doğru egzersiz planlamasını belirlemektedir.
Planlanan programın bireyin yaşı, fiziksel kapasitesi, eşlik eden kronik hastalıkları ve geçmiş travmalarıyla uyumlu olması gerekir. Standart egzersiz protokollerinin bireysel farklılıklar dikkate alınmadan uygulanması sakatlanma riskini anlamlı ölçüde artırmaktadır.
Egzersizin süresi, sıklığı, yoğunluğu ve hızı klinik açıdan temel parametreler arasında yer alır. Yanlış yükleme, kontrolsüz tempo ve uygunsuz tekrar sayıları kas, tendon ve eklem dokularında aşırı zorlanmaya bağlı hasarlara yol açabilir. Egzersiz sırasında ortaya çıkan ağrının fizyolojik bir adaptasyon mu yoksa patolojik bir sürecin göstergesi mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir.
Uygun tedavi planlaması şart!
Kas-iskelet sistemi ağrılarında sosyal medyada görülen veya kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmesi ciddi riskler barındırmaktadır. Ağrı, hareket kısıtlılığı ya da performans kaybı yaşayan bireylerin sosyal medya içerikleriyle değil, mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilerek tedavi sürecine başlaması gerekir.
Egzersizin sağlık için etkili ve güvenli bir araç olabilmesi; doğru tanı, kişiye özel planlama ve uzman kontrolü ile mümkün olabilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı